A Travellerspoint blog

Day 79 Andean Explorer(s)

semi-overcast 15 °C
View 100 days/ 100 gün on ayca ozer's travel map.

IMG_1470.jpg
We envisioned the train system in South America to be far more efficient than what we have seen so far, thus we were fairly disappointed thru out the trip not to be able to ride on a single one, and once we came across this service, we figured it might be our only chance to ride one and bought the expensive tourist tickets right away, and really wanted to get out of hopeless Puno at once honestly.
We wake up early to catch our Andean Explorer Train from Puno to Cusco at 8:00 AM, a 10 hour scenic journey thru the Andean valleys to the mythical Inca capital.
90_IMG_4500.jpg
Only the "select" 36 passengers board the train that consists of a diesel locomotive, a baggage car, a services car, a dining/lounge car and a bar/observation car, definitely not a caboose. Both public dining and bar cars are dressed in a dark wood panelling, furnished with plush lounge chairs and chic tables with classic table lights. Each and every single passenger is made to believe they are not only special, but they are also traveling back in time thru the decor reminiscent of the colonial times of a different continent.
As the train pulls out of the station slowly, steam horn blows thru the streets, stopping traffic, local kids waving goodbye.
Scenery is beautiful as numerous high volcanic mountains adorn the north horizon, but they are far away, we are still on the fertile plateaus.
In the town of Juliaca, the train cruises thru the local street/train tracks market interrupting the commerce for a few minutes, and as it goes thru, vendors attend back to their stalls set up in-between and around the tracks.
IMG_1466.jpg
At 10:30, mandatory music and dance show takes place in the bar car, and the bait to gather passengers is delicious pisco sour cocktail.
Later around noon, a 3 course lunch of local delicacies like "power-food" kinua tabbouleh, tasty trout and panna cotta are served accompanied by Cusquena beer.
For desert, passengers are summoned to the bar car again, this time for a "fashion show", a version of airplane duty free cart, so we fake post lunch naps at our dining car seats.
IMG_1468.jpg
At a high mountain pass, the train stops, what we assume is a track change, but it turns out, it's swapping of crews between the Cusco bound and Puno bound Andean Explorer trains. This short break is a perfect opportunity for locals to push more alpaca wool gear to passengers at the observation car.
623B44282219AC6817AA37E56C95A124.jpg
Now in-between the mountains, the train plays hide an seek with the river, as they zig zag each other every couple of miles, going over many stone and steel bridges, the road on the other hand, is just a bystander as the train has the right of way.
As we enter Cusco proper, the train slows down and cruises thru the streets for almost an hour, no wonder, the town extends far in to the valley.
90_IMG_4515.jpg
At the Cusco station, content with the train experience and slightly sad to be leaving, we disembark the train and head to the "rapido" minibus stop for the town of Calca. We take the shotgun on the minibus to enjoy the scenery as the minibus enters the winding roads that lead to the unique Sacred Valley of the Incas, but due to a car accident we are delayed and miss the sunlight, all we could see are high beams.
In Calca, we take a moto taxi and get to our Sacred Valley sojourn, it's the Vamoss Travel HQ, where we are greeted with plain yogurt! bean dish! rice pudding! And for the first time in about 70 days, we have a lovely conversation in Turkish, out of all places in the Sacred Valley of the Inca's.

Posted by ayca ozer 06:10 Archived in Peru Tagged food peru train valley trout sacred rail cusco puno super pisco minibus andean explorer juliaca calca rapido kinua Comments (0)

78. Gun Antropoloji bile degisti, peki kultur turizm mi?

24 °C
View 100 days/ 100 gün on ayca ozer's travel map.

Ilkel yasam tipleri, antropoloji bilim dalinin hep odagi olmus...Anlamak ve aktarmak uzere gozlemlemisler, izlemisler, vaktiyle tepeden bakarak yorumlayip aktardiklarini, son 20 yildir icine girerek, katilarak, kendi kimliklerini ve tarafli gozlerini desigre ederek anlatiyorlar.. Artik antropolojik bilgi daha sahici ve samimi...

Ancak ayni donusumu kultur turizmi alaninda yakalamak zor... Belki amaci ticari olan bir eylemden samimiyet ve sahicilik beklemek naiflik. Ama bizi kizdiran bir kultur turizmi ziyaretini aktarmak icin bu girizgah gerekli.

Efendim, Copacabana'dan ayrilip ziyaret edecegimiz son ulke olan Peru'ya ulasmak uzere 4 saatlik bir otobus yolculuguyla sinirini gecip Puno kasabasina ulastik. Puno'dan tren ile Cusco'ya varacagiz, bu yuzden bu yolustu kasabada bir gece konaklamamiz gerekli. Icimizdeki seyyahlar haydi bos kalmayalim dedi. Ve Titicaca golunun Peru tarafinda kalan "yuzen adalari" ziyaret etmeye karar verdik. IMG_1462.jpg

Bu adalar icin turlu programlar var, dileyen adalarda yasayan ailelerin yaninda kalabiliyor. Biz bir nevi sal tadinda olan yuzen ada espirisi ve yasamina tanik olma sevdasiyla 5 saatlik bir turu sectik.

Her zaman ki gibi dunyanin dort bir yanindan turistler (Japon ve Silili agirlikli) yaklasik 25 kisilik motoru doldurduk. Titicacana golu uzerinde yetisen sazliklarin orulmesi suretiyle insa edilmis bu adalarda yuzyillardir Aymara yerlileri yasiyor. Adalar buyukluk olarak 50-100 metre kare arasi degisiyor. Her adada ortalama 5 aile yasiyor. Adaya vardigimizda rehberimiz bize hazirlanan kucuk alanda cember olarak oturmamizi isaret ediyor.

IMG_1463.jpg Ve sonra adalardaki yerlerin nasil yasadiklari, beslendikleri, adalarin nasil yuzdukleri vb. konularda kimi temsili anlatimla kimi zaman hazir bir maket uzerinden tarif ediyor. Bilgi aktarimi bitince ziyaret ettigimiz adacigin kadin ve cocuklari el isi sergilerini aciyor... IMG_1474.jpg Pazarlikla karisik alisverisler gerceklesiyor...Bu noktaya kadar verilen informasyon tatmin edici..

Adalarin yuzer olusu buyuk bir avantaj. Ornegin komsunuzla sorun mu yasiyorsunuz cekin baska bir koseye... Daha ne olsun yuzer bir adada komun hayat.

Tam tesekkur edip ayrilacagiz sanirken, rehberimiz adalilarin birbirleriyle ulasimi icin eskiden kayiklar kullandigini, son donemde ise fotografta gorulen, IMG_1473.jpg kayiklarin "Mercedez Benz'i" olarak niteledikleri dev kayiklarin populer oldugunu soyluyor, ve bizi bir tura "davet ediyor". Pekala, her halde bir sonraki adaya onunla ulasacagiz deyip, balik istifi toren salina yerlesiyoruz. Ziyaret ettigimiz adanin baskani / muhtari dumene geciyor. Ada kadinlarina seslenip diger kurege kim asilacak diye soruyor. Gonullu kadinla birlikte iki cocuk da bizim toren salina atliyor.. Tam yola vikacagiz derken baskanin talimatiyla 7'den 77'ye tum adali bizi ugurlamak icin sira oluyor ve basliyor sarkilar turkuler... Haydi ilki kendi dillerinde.. IMG_1472.jpg Sonra "cingil bells" geliyor sonra fransizca ve salda Japonlar oldugu farkedilince bir de Japonca... Sanki kurulu muzik kutusu gibi pespese sarkilar... Ront uzadikca bizim icimiz eziliyor.. Sonunda sal hareket ediyor...
IMG_1464.jpg
Bu kadar yukle ve iki insanin cektigi kurekle sal adadan biraz uzaklasinca bu sefer cocuklar sarkilara basliyor.. Yine her dilden.. Ve tabii ki bahsis icin kucuk kiz dolasiyor.. IMG_1471.jpg Ardindan diger cocuk bu sefer kartpostallari satmak icin bir tur atiyor.. Zaten 5 metrekare yerdeyiz...en son Mercedez Benz'e yaptigimiz tur icin para toplaniyor... Ve durdugu yerde donen saldan yuzen adaya geri donup, ofkemiz burnumuzda motora biniyoruz...

Artik yeni birsey gormek istemiyoruz ama belli ki yeni istikamet yuzen restoran.. Motordakilerin bir kismi inip karinlarini doyururken, biz hem kendimizin hem de Aymara'lilarin bu sekilde suistimal olmasina cok bozuluyoruz...
IMG_1465.jpg
Karaya donunce biraz arastirinca ortaya cikanlar ise yanlis yorumlanan kultur turizmi anlayisini ortaya koyuyor. Oncelikle tum bu turlar adalilarin bir kooperatifiyle organize ediliyor. Gunu birlik tur teknesinin o gun hangi adaya yanasacagini bu kooperatif belirliyor. Ona gore kac ada ve aile varsa sirasi gelince bu turizm(!)'den nasibini aliyor.
Ogreniyoruz ki vaktiyle her turlu ihtiyaclarini karsiladiklari (hayvan beslemek ve urunlerinden faydalanmak, komun bir sekilde yasayip ortak mutfak ates vb altyapi kullanmak) bir yasam seklinden vaz gecip son donemde sadece turizm uzerinden hayatlarini idame ediyorlar. Ortak kullanima gunes enerjisi panelleri ve televizyon dahil olmus...kimi rivayetlere gore bizlere yapilan gosteri ardindan kentteki evlerine donenler bile var...

Daha oncede turizm kolayciligi/ tembelligine sahit oldugumuz yerler olmustu... Sahiciligin yitisine ve buna alet oludumuza uzuluyoruz...

Posted by ayca ozer 15:31 Archived in Peru Tagged islands floating tourism puno cultural Comments (0)

76. ve 77. Gunler Copacabana ve Isla del Sol

sunny 28 °C
View 100 days/ 100 gün on ayca ozer's travel map.

Vucudum biraz guc toplayinca, Brezilya'daki isim benzeri gibi guzel ve sicak olacagini hayal ettigimiz Copacabana'ya dogru yola cikiyoruz.
Burasi dunyanin en yuksek rakimli gollerinden biri olan Titicaca'nin Bolivya ile Peru topraklarinin kesistigi noktada yer alan bir yarim ada.

IMG_1372.jpg
Copacabana'ya La Paz'dan 5 saatlik bir yolculukla variliyor. Yolun cogu La Paz'dan cikmaya calismakla geciyor...trafik kesmekes... Istanbul gibi... IMG_1385.jpg Kent bitmiyor...uzeri filizli, insaa halindeki yerleskeler ve beraberinde (ne yazik ki) sefalet suruyor... Arada garip garip binalar cikip bizi sasirtsa da, hayat hep pazarlarin etrafinda devam ediyor... IMG_1386.jpg

Sanki gunesin parlamasiyla beraber, yolu gozeten karli daglarin eteklerinde meralar beliriyor.. belli ki bolgenin sutu, peyniri buradan geliyor. IMG_1384.jpg

Titicaca golunu gordugumuzde bambaska bir dunyaya transfer oluyoruz. IMG_1383.jpg La Paz'in puslu hali dimamizdan siliniyor ve icimiz yeniden bizi bekleyen cografyalar icin heyecanla doluyor...

Nitekim hakli cikiyoruz. Golu gecip Copacabana'ya varmak bile bir macera. Otobusumuz saldan hallice bir tasitin uzerinde golu gecerken, biz yolcular bir kayikla karsiya gecip Copacabana'ya ulasiyoruz. IMG_1388.jpg

Copacabana kucuk bir kasaba. Varirvarmaz otelimizi buluyoruz. Sanki tek dilek tutmusuz ve o da gerceklesmis gibi..yillar once buraya yeslesmis bir Almanin insa ettigi cennetten bir kosedeyiz.. IMG_1381.jpg Odamiz guzel, bahcesinde hamak ve sezlonglarimiz var.

Copacabana'da bu hafta sonu Virgen (Bakire) Candeleria Festivali var. Peru ve Bolivya'dan gelen Aymara halklari 2-5 Subat tarihlerinde bolca dans edip egleniyorlar...Otelimiz kasabanin konumlandigi koya bakan yamacta, meydana gorece uzak olmasina ragmen fiestanin tum kakafonisi bize kadar ulasiyor... Mekan ve manzara o kadar guzel ki gozlerimizi kapatiyor, yuzumuzu isitan gunesin altinda siesta yapiyoruz. IMG_1387.jpg

Enerjimizi toplayip kasaba meydanina indigimizde kakafoninin sebebinin dort bir yanina kurulmus sahnelerde ayni anda cok farkli ve yuksek seste canli muzik icrasi oldugunu kavriyoruz... Festival dun baslamis, halk 36 saatir bira icip dansetmekte... IMG_1378.jpg

Bira bu festivalde cok onemli.. Yeni alinan tum tasitar kullanilmadan once ciceklerle suslenip kilisenin onunde bira ile yikaniyor.. IMG_1379.jpg Sonra da tum esraf icerek bu durumu ve Bakireyi kutluyor...

Bu durum Copacabana'da kaldigimiz uc gun boyunca durmaksizin suruyor...her gun meydandaki bira ve cis kokusu daha da artiyor... (Evet burada kadinlar da erkekler gibi sokaklara isiyor.. O kabarik eteklerin baska bir rolunu de gozlerimizle anliyoruz...)

Oyleki kakafoniden kacmak icin ertesi gun Titicaca golundeki Isla del Sol'a gunu birlik tura katilmak akillica bir alternatif gibi duruyor... Bu ada Inka oncesi medeniyetlerin (Aymaralar) ilk tapinaklarinin oldugu bir bolge oldugu icin onemli... IMG_1374.jpg

Ancak Gunes Adasina gelip gitmek cok mesakatli. Kabatas- Adalar arasindaki mesafeyi tepesine kadar dolu Adalar Vapurlarini bile aratan hizda alan motorda uc saat gidis, uc saat donus icin harcayinca, gunu birlik turda adanin tepesine cikip inecek kadar zaman kaliyor.

Bunun uzerine biz de adaya adini veren Gunes tapinagina gitmeyi seciyoruz. IMG_1376.jpg Kimilerine gore bu adada yer kurenin 2. Cakrasinin merkezi yer aliyor... Anadolu cocuklari olarak gordugumuz kalintilar bizim disimizin kavugunu pek doldurmuyor... IMG_1375.jpg Onun yerine yolda gordugumuz patates tarlalari ve dogal guzellikler daha cok ilgimizi cekiyor... IMG_1377.jpg Gunes batarken, en azindan kafamiz dinlenmis bir halde Copacabana'ya donmenin keyfini yasiyoruz...

Posted by ayca ozer 16:38 Archived in Bolivia Tagged del sol isla fiesta copacabana siesta Comments (0)

73-75. Gunler Elemtere Fis Kem Gozlere Sis!

rain 11 °C
View 100 days/ 100 gün on ayca ozer's travel map.

IMG_1181.jpg La Paz sokaklarini bu sefer onumuzde rehber arsinlamaya karar veriyoruz... Icimize korku dustu ya, lokantanin birinde gordugumuz "kirmizi sapka: once gez sonra diledigin bahsisi ver" turuna katilmak uzere San Pedro hapishanesinin onundeki parka gidiyoruz.
Bizim gibi bekleyen turistlerin sayisi 20 kisi civarinda. Gelen rehber bizleri Ingilizce ve Ispanyolca anlayanlar olarak ikiye ayiriyor ve sokaklari onumuze gelene bintekme edasiyla turlamaya basliyoruz.

IMG_1185.jpg
Ilk durak La Paz'i La Paz yapan marketler. Isin asli kentte AVM yok, market ve bakkal sayiyla. Herkesin kendi pazarcisi var. Gundelik taze alisveris isin kurali...yine patates cesitliligi sebze pazarinin( mercado Rodriguez) en vurucu yani. IMG_1198.jpg

Sonraki durak meshur cadilar pazari (Mercado de Hechiceria).
Pazari gorunce cadi demeye dilim varmiyor, cesit cesit tutsu, ot, tas, tilsim, ilac arasinda en garibimize giden henuz embriyo halinde hayvan oluleri. IMG_1182.jpg Bu embriyolar bu topraklarin anasi Pacamamayi mutlu etmek... IMG_1197.jpg IMG_1173.jpg Hala bu topraklarda tum varligiyla dipdiri duran bu adetleri yapan kadinlar da birer saman, ne yazik ki populer kultur onlari cadi yapmis.. Yine de rehberimiz sakayla karisik uyariyor: fotograf cekerken kesinlikle izin alin, cogu hoslanmaz sonra carpiverirler diyor...

Sonraki ziyaretimiz eskiden meydanda kendi halinde tezgahlarin kuruldugu Mercado Lanza. La paz'da disarida( sokakta) yemek yemek yaygin bir aliskanlik. Zaten cogu sokakta tezgah basinda is tutan halk, tezgahini yarim saatligine birakarak, ayak ustu ama dort cesit yemek ( ortalama 3-4 liraya ) yemek icin bu dukkanlari dolduruyor. Iki yil once belediye baskani allah bilir kime cizdirdigi binayi yaptirarak tavukcular bir kosede, corbacilar baska kosede, meyve sucular ve tatlicilar baska kosede misali bir kompleks yaptiriyor. IMG_1195.jpg

Biz de bu molayi firsat bilip, naylon posetlerde sunulan meyve sularindan tadiyoruz IMG_1186.jpg ve sonra ben de film kopuyor...aksam eve gelince mide agrisi ve sonra bildik besin zehirlenmesi alametleri... Ozerle yediklerimiz arasindaki tek fark benim meyve suyumun sutlu olmasi...

Belli ki vucud, 70 gundur beynimizle algilamaya, algiladiklarimizi suzdurup yazilarla aktarmaya calistiklarimizi baska turlu tecrube ediyor. Hic duymadigi tatlar, kokular ve dokular arasinda bazen bir gunde dort mevsimi yasiyor..

Soz konusu besin zehirlenmesi olunca mide basta ilac bile tutmuyor. [Serra Incekara'ya buyuk tesekkur! Yola cikmadan verdigi liste beni ikinci kere kurtariyor. ] Titreme ates dolu bir gecenin sabahinda (hic sevmedigim sekilde) icim disima cikmis tersyuz bir halde Ozer'e yola cikmamiz imkansiz diyorum. O muhtemelen bunu coktan biliyor, ben bir umit duzeleyim de artik su karanlik ve soguk La Paz'dan cikalim gayretindeyim... Bazen olmuyor. Bizimle ayni airbnb de kalan Amerikali teyzeler Copacabana otobusu icin ortak tuttugumuz taksiye biniyor. Biz kaliyoruz. Kisaca sonuc yine ucgun mecburi siesta.

Yine sansima yan odada doktoralarini almakta olan iki doktor adayi var, aldigim ilaca onlar da bir onay veriyor...Istersen kusma ilaci var diyorlar, yanasmiyorum... Herseyden olabilir diyor. Doktorlar La Paz'in en yuksek noktasindan asagiya dag bisikletiyle inecekleri 3,5 saatlik tura yollaniyorlar...

Bolivya patates memleketi, bir onceki gun turlu patatesler gorulmus. Bugun ise patatese panzehir gibi ihtiyacim var, gelin gorun ki bakkallarda patates yok. Hatta ortalikta market yok. Cunku herkes alisverisini kendi tezgahtatinfan gundelik ve taze aliyor... Ozer birsekilde bana patates ve pirinc buluyor :))) IMG_1177.jpg

Kaldigimiz yer lambirilerle kapli uc katli bir ev. IMG_1187.jpg Ev sahibi disinda herkes 2. Katta uyuyor. Buyuk besgen bir koridora acilan bes kapi. Bunlardan biri tuvalet, benim en cok ziyaret ettigim. Odada gunler pencereden gorunen kadar. IMG_1196.jpg Cogu zaman isli ve yagisli. Arada annemden mesajlar aliyorum. "Bolivyayi yine sel almis, biran evvel cikiverin oradan!", Ahh bir cikabilsek :)))

Oysa dun cadi pazarini dolanirken lama ve vikunya embriyolari, turlu turlu otun ve acayip malzemenin arasindan kendimce en masum tilsimlari secip, dileklerimi yenilemistim. Hastalandigimi duyunca yorum yapan sevgili kayinvalidemin hakki var: belki cadilara yeteri kadar inanmadim ya da izinsiz fotograflarini cekerken yakalandim...
Onlar da beni bir guzel carptilar :))

Ne diyelim Elemtere fis, kem gozler sis!

Posted by ayca ozer 05:17 Archived in Bolivia Tagged food la de paz mercado poisioning hechiceria lanza Comments (0)

71 ve 72. Gunler La Paz Sokaklari

semi-overcast 13 °C
View 100 days/ 100 gün on ayca ozer's travel map.

Bolivya'nin baskenti La Paz'a vardigimizda bitik haldeydik. Yolculugun ilk 8 saati - yol olmayan bir yolda- gecti. Soyleki gece karanliginda sofor yagmurdan camur olmus yoldan bata cika ilerliyor, sonra birden geri vitese takip baska bir yoldan devam ediyor. Cunku yol yok, her yer cukur ve camur...
Tam duz yola ciktik derken bu seferde kaloriferi kokledi, bu seferde tum otobus soyunduk, yetmedi kucucuk koltuklarda dort donerek, sabahi zor ettik. ( mevcut olan en turistik ve pahali bileti aldik- amcalar da kaloriferli otobus diye sattiklari biletin, hakkini vermis oldu)

Herseye ragmen otobusumuz bize bildirilen saatten iki saat once sabah 06:00'da La Paz'a vardi. Durum boyle olunca bizde kalacagimiz airbnb'nin kapisini erkenden caldik. Acan yok. Evsahibini cep telefonundan aradik, acan yok. Sonra evin icinde 60 yaslarinda bir kadin belirdi, bilgisayarin basina oturdu. Bir sekilde ilgisini cekmeyi basardik, geldi kapi araligindan bize bakti. Derdimizi anlattik, cep telefonundaki reservasyon ve yazismalari gosterdik. Amerikali kadin, "Ben kendi basima olsam sizi alirdim ama bu evde baskalari da yasiyor, sorumluluk alamam, gorevli kadin gelene kadar disarda bekleyin" dedi. Sasa kaldik. Ben kendimi tutamayip " onumuzdeki uc gun beraber yasayayinca nasil olacak?" deyiverdim.

Soguk ve yagisli havada bir saat kadar bekledikten sonra evde gorevli Marta geldi ve bizi iceri aldi. Boylece 3660 metrelerde bir vadiye kurulmus olan La Paz'in tepelerinden birindeki mustakil evdeki odamiza girmeyi basarmis olduk.
IMG_1190.jpg
La paz, yuksekligi 6402 metre ve uc basli bir dag olan Illimani'nin olusturdugu yine yuksek vadi ve tepelere yaygin bir kent. IMG_1168.jpg Ilk gun biraz urkek sokaklara ciktik.Tedirginligimizin sebebi rehberimiz Lonely Planet. Bolivya ve La Paz uzerine yarim sayfa uyari koymus. Kitanin en tehlikeli sehirlerinden, insanlar kaciriliyor, bankamatik sifrelerini soyleyene kadar dovuluyor diye..

Yanimizda bir cep telefonu ve pasaport fotokopileri once kent'e tepeden bakmak ve durumu kavramak icin bir miradora ( bakis noktasina) cikiyoruz. IMG_1169.jpg

IMG_1191.jpg
Ilk iki gun bolca sokaklari arsinliyoruz. IMG_1192.jpg Kent fakir. Evler tugladan, kent disinda ise kerpic kullanimi agirlikta IMG_1183.jpg . Insaat yasasi var deseler de mimar eli ya da dogaclama gozle turlu turlu bina mevcut. Kisaca kitch ve kaos elele... IMG_1169.jpg

Evlerde isitma tesisati yok. Kisaca donmaya ve giyinmeye alismislar. Durmadan dere tepe tirmaninca (bir de yuksek rakim carpinca) insan nefes nefese kaliyor ve bu sekilde isiniyor. Geceler soguk, kat kat battaniye altina ezilmek suretiyle uykuya dalinabiliyor.
IMG_1189.jpg
Kent fakir ama hersey ucuz, bol ve mevcut...halk sokaklarda. Sabahin erken saatinde tum aile bireyleri sokaklarda. Herbiri ne bulduysa satmak uzere bir koseyi tutuyor. Tum ekonomi kayit disi..
IMG_1170.jpg
Sokaklarin en renkli sahsiyetleri satici kadinlar. Cogunlukla Aymara yerlisi olan bu kadinlara Cholitas deniyor. Kafalarindaki taktiklari silindir sapka, katkat kabarik etekleri ve sirtlarinda birlesen bir cift sac orgusu bu kadinlarin alamet-i farikalari. Genelde yuklerini ya da cocuklarini sirtlarina astiklari yerel kumastan bohca icinde tasiyorlar. Fiziki anlamda da cok kuvvetli olan bu kadinlarin ailelerinin yukunu cektigi asikar. IMG_1172.jpg

Sokaklarin diger goze batan sahsiyetleri ayakkabi boyacilari, cunku yuzlerinde hep kar maskeleri var, sadece gozleri acikta. Ogrendik ki cogu okuyor, harcligini cikarmak icin yaptigi bu 'utanc verici meslegi' en azindan yuzunu gizleyerek icra etmeyi tercih ediyor. Saf ben, ilk onceleri sokaklari saran egzostan korunmak icin sanmistim. La Paz'da hava kirliligi cok yogun. IMG_1188.jpg Yuksek oldugu icin oksijen az. IMG_1174.jpg Daglari tepeleri tirmanan kamyonetler, colektivo denilen kucuk minubusler ya da mototaksiler.. hepsinin egzosu havada yapisip kaliyor...
IMG_1180.jpg
Bunca gozlemden sonra La Paz'a ve kendimize guvenimiz geliyor. Rahat bir sekilde kaldigimiz evin yolunu tutuyoruz. Karsimizda gecen sabah bize kapiyi acmakta tereddut eden Amerikali teyze. Sabahki durum icin ozur diliyor.. Laf lafi aciyor, kent gozlemlerimiz ve Lonely Planet'in yersiz yorumlarindan dem vuruyoruz. Teyze agzindaki baklayi cikariyor. Megersem bir hafta once gunduz vakti kacirilmis, yaninda hicbirsey olmadigi anlasilinca salinmis..

Bir kez daha herkesin bir hikayesi, her davranisin ardinda bir sebep var diyerek yutkunuyoruz...

Posted by ayca ozer 16:31 Archived in Bolivia Tagged streets la paz collectivos Comments (0)

(Entries 11 - 15 of 69) « Page 1 2 [3] 4 5 6 7 8 9 10 .. »